ANAYASA MAHKEMESİ İÇTİHADINDA DEVRİM: MÜLKİYET HAKKI VE KANUNİ FAİZİN İPTALİ (E. 2024/24, K. 2025/164)
A. Anayasa Mahkemesi Kararının Kapsam ve Doktrinel Temeli
1. İptalin Konusu, Sınırları ve Yürürlük Takvimi
Anayasa Mahkemesi (AYM), 22.07.2025 tarihli ve E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı kararı ile 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un "Kanuni Faiz" başlıklı 1. maddesini önemli bir kısmını iptal etmiştir. Bu karar, 01.12.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
AYM’nin kararı kısıtlı bir iptal niteliğindedir. İptal edilen hüküm, yalnızca "sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu kapsam, özellikle haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve idare hukuku kaynaklı (kamu sorumluluğu) alacakları içermektedir. Bu itibarla, ticari ve özel hukukta sözleşmeye dayalı borç ilişkilerindeki faiz uygulamaları bu kararın doğrudan kapsamı dışında kalmıştır. AYM, yasama organına yeni bir faiz rejimi oluşturması için bir süre tanımış ve iptal hükmünün yürürlüğe giriş tarihini 01.09.2026 olarak belirlemiştir.
2. Anayasal Dayanak: Devletin Mülkiyeti Koruma Pozitif Yükümlülüğü
Kararın temel gerekçesi, Kanuni Faiz oranının (bu kararın verildiği dönemde %24 olarak uygulanmaktadır ) ekonomik gerçeklikler karşısında malikin zararını etkin bir biçimde telafi edememesi ve bu durumun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal etmesidir.
Mahkeme, kararda devletin pozitif yükümlülüklerine özel bir vurgu yapmıştır. Pozitif yükümlülükler, mülkiyete yapılan müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Eğer mülkiyet hakkına müdahalenin olumsuz sonuçlarının eski hâle döndürülmesi mümkün değilse, malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların kurulması devletin anayasal bir gerekliliğidir
Bu karar, faiz oranının sadece bir ekonomik araç değil, aynı zamanda Hukuk Devleti ilkesinin (AY m. 2) temel bir güvencesi olarak işlev görmesi gerektiğini teyit etmektedir. Uzun süren yargılama süreçlerinde enflasyon karşısında reel değerini yitiren alacaklar, bireyin uğradığı zararın tam olarak giderilememesi sonucunu doğurur. Özellikle kamu hukukundan kaynaklanan ve idarenin kusurundan doğan zararların telafisinde düşük faiz uygulanması, idarenin kendi kusurundan menfaat sağlamasına neden olabilirdi. AYM bu durumun anayasaya aykırı olduğunu kesinleştirerek, gelecekteki yasal düzenlemelerin telafi kriterini esas almasını zorunlu hale getirmiştir.
Bu telafi kriterinin sağlanabilmesi için, gelecekteki faiz düzenlemesinin enflasyon, ticari piyasa faizleri veya benzeri reel ekonomik göstergelere bağlanması gerekmektedir. Nominal ve sabitlenmiş bir faizin, devletin pozitif yükümlülüğünü sürekli olarak yerine getirmekte başarısız olacağı ve Anayasa denetiminden geçemeyeceği değerlendirilmektedir.
B. İptalin Pratik Hukuk ve Kamu Sorumluluğuna Yansımaları
1. Deprem Kaynaklı Tazminat Davalarında Yeni Dönem
Kanuni faizin iptali, özellikle kamu hukuku kaynaklı büyük tazminat davalarında (örneğin kamulaştırma bedelinin tespiti veya deprem sonucunda taşınmazın yıkılması nedeniyle uğranılan zararların tazmini gibi ) kritik bir dönüm noktasıdır.
Bu tür davaların yargılama süreçleri genellikle uzun yıllar sürmektedir. Mevcut düşük kanuni faiz uygulaması nedeniyle, yargılamanın sonunda hükmedilen tazminat miktarı, geçen süre zarfında ekonomik değerini yitirmekteydi. AYM'nin bu kararı ile, idarenin eylemsizliğinden veya kusurundan kaynaklanan zararların tazmininde, idareye uygulanacak mali yükün ciddi biçimde artması beklenmektedir. Bu durum, idarelerin afet yönetimi, imar denetimi ve genel risk yönetim stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Kamu sorumluluğunun maliyetinin artması, idareleri daha dikkatli ve sorumluluk odaklı olmaya itecektir.
2. Yürürlük Tarihine Kadar Oluşacak Hukuki Boşluk ve Riskler
İptal hükmünün 01.09.2026 tarihinde yürürlüğe girecek olması, yasama organına yeni bir faiz rejimi belirlemesi için bir süre tanımıştır. Ancak bu süre zarfında ve sonrasında hukuki belirsizlikler ortaya çıkacaktır.
En temel sorun, yeni faiz rejiminin sözleşme dışı borçlar için nasıl belirleneceğidir. Eğer yeni düzenleme zamanında yapılmazsa veya yapılan düzenleme yine ekonomik gerçekliğin gerisinde kalırsa, mülkiyet hakkı ihlali riski devam edecektir. Bu zorunlu reform süreci, Türkiye’nin faiz sistemini kökten değiştirmesini gerektirecek, büyük olasılıkla enflasyona endeksli veya Merkez Bankası politika faizine bağlı değişken bir sistemin getirilmesini zorunlu kılacaktır.
Ayrıca, 01.09.2026'dan sonra derdest olan sözleşme dışı alacak davalarında hangi faizin uygulanacağı konusu, Yargıtay ve Danıştay’ın hızla içtihat geliştirmesini gerektirecektir. Hukuk camiasında, faiz boşluğunun doldurulması için en yüksek yasal faiz oranı, ticari avans faizi veya enflasyon oranlarının analog olarak uygulanması yönünde tartışmalar başlamıştır.
Kararın sonuçlarından biri de, geçmişte düşük kanuni faizle tazminatını almış olan hak sahiplerine potansiyel bir dava yolu açmasıdır. Bu kişiler, Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca etkili başvuru hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, ödenen nominal miktar ile reel ekonomik kayıp arasındaki farkın tazmini için idareye karşı yeni davalar açabilirler. Bu durum, özellikle kamulaştırma, idari tazminat ve büyük alacak davalarında idareye karşı yeni bir dava dalgası yaratma potansiyeli taşımaktadır.
KAYNAKÇA:
Haberler - Ankara Barosu Web Sayfası |, erişim tarihi Aralık 2, 2025, https://ankarabarosu.org.tr/duyuru/530ef8fc-ce7e-11f0-9e20-000c29c9dfce
Kanuni faiz - T.C. Anayasa Mahkemesi, erişim tarihi Aralık 2, 2025, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2025/164
Anayasa Mahkemesi, kanuni faiz düzenlemesini “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi - Matriks, erişim tarihi Aralık 2, 2025, https://www.matriksdata.com/website/matriks-haberler/ekonomi/6060542-anayasa-mahkemesi-kanuni-faiz-duzenlemesini-sozlesmeden-kaynaklanmayan-borc-iliskileri-yonunden-anayasa-ya-aykiri-olduguna-ve-iptaline-karar-verdi
Anayasa Mahkemesinin E: 2024/24 - K: 2025/164 Sayılı Kararı - Deprem Sonucunda Taşınmazın Yıkılması Nedeniyle Uğranılan Zararların Tazmini - Alomaliye.com, erişim tarihi Aralık 2, 2025, https://www.alomaliye.com/2025/12/01/anayasa-mahkemesinin-e-2024-24-k-2025-164-sayili-karari-deprem-sonucunda-tasinmazin-yikilmasi-nedeniyle-ugranilan-zararlarin-tazmini/
10 İlde Deprem Nedeniyle Gündeme Gelen Hak İhlallerinin Giderilmesi İçin Anayasa ve İdare Hukuku Kapsamında Sorumluluk, erişim tarihi Aralık 2, 2025, https://ihm.bilkent.edu.tr/deprem-bilgi-notu.pdf